Camiler, gözümüz gibi korumamız ve son derece hassasiyetle hizmet edilmesi gereken yerler.
Buralarda her kademede hizmet edeceklerin, anlayışlı, güler yüzlü, ince ruhlu, âdap-erkân bilen ve bulunduğu yerin manevi atmosferine uygun davranan kimseler olmaları çok önemli. Yoksa huzur ve maneviyat mekanı olması gereken bu yerlerde huzursuzluklar baş gösterir.
Vukuatlı kimselerin buralarda görev yapmaları ve cemaatle muhatap olmaları büyük zararlara yol açabilir, nitekim açtığı da oluyor. Zaman zaman bu yönde tatsız haberler kamuoyuna yansıyor; ceza infazı kapsamında camide görevlendirilen kişi, imamın başını yarıyor, cemaati kovalıyor...
Bunlar hiç hoş manzaralar değil. Yazık etmeyelim, milleti camilerden soğutmayalım.
Bir diğer sorun da, bazı camilerde, cemaate fırça atarcasına bağıran, vaazı veya hutbeyi kafasına göre uzatıp lüzumsuz meseleleri gündeme getiren bazı görevliler. Kendisine cenneti garanti görüp cemaati sürekli azarlanması gereken cehennemlikler gibi gören bu tip kimselerle farklı şehirlerde hâlâ karşılaşıyor olmak, çok üzücü bir durum. Kanaatimce, cemaatin azalmasının en büyük müsebbiplerinden biri bunlar. Herhangi bir vatandaş, mesela bir cuma günü, şu geçim savaşının tam ortasında, işini gücünü bırakıp da azarlanacağı yere gitmek ister mi? Biraz basiretli olmak lazım.
Camideki hizmetler ve hizmetliler, itici olmamalı, cezbedici olmalı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder