Geçen yıllarda ülkemizde yüzlerce orman yangını çıktı. Milli servet yok oldu. Bu yangınlarla mücadele ederken onlarca şehidimiz oldu. Kalbinde zerre kadar iman ve ülke sevgisi bulunan herkes bunlara üzüldü, üzüldük.
Bu sene de benzer acılar yaşanmasın diye daha mevsimin başında bu konuda uyarılar yapılıyor. Ama kimilerinin derdi başka. Toplumsal ve çevresel duyarlılıkla ilgili böyle bir hutbeyi çiçek-böcek hutbesi diyerek küçümsemeye çalışanlar oldu. Hutbe basitmiş (!) Böylece dikkati başka yöne çekip orman yangınlarını önemsizleştirmeye çalıştılar.
Onlar güya daha keskin ve sert hutbeler bekliyorlarmış, Filistin/Gazze duyarlılığı gibi şeyler bekliyorlarmış. Hâlbuki hutbe, Müslüman duyarlılığı neyi gerektiriyorsa hepsini kuşatacak durumdaydı. Fakat onların asıl derdi bu mu? Yoksa gündemdeki polemiklere malzeme olacak şeyler… cami cemaatini uyaran değil cami dışındaki namazsızlara çatacak sözler mi bekliyorlar? Kendi günahlarına değil başkalarının günahlarına laf edilsin mi istiyorlar? Nasihat almak mı kavga etmek mi istiyorlar?
Bir de… Sanki Gazze duyarlılığı sadece kendilerinde var! Sosyal medyada "Duyarlılık öyle değil böyle anlatılır" kabilinden paylaşımlar yapıp Filistin-Gazze söyleminin ardına sığınarak duyarlılık hutbesini eleştirmeye kalkanlar var.
Evvela şunu söyleyeyim, hiç kimse Gazze duyarlılığını kendi kişisel çıkarlarına, makam ve mevki hırsına alet etmesin. Bu ülke, ağzından Gazze’yi eksik etmeyen nicelerinin gidip de İsrail destekçileriyle işbirliği yaptığını gördü. Boykot farzdır diye fetva verip açıklama yaptıkları halde boykot ürünlerini satın alanları, boykot ürünü olan lüks makam araçlarını -hem de vakıf paralarıyla- satın alanları, cep telefonundan kol saatine kadar sürekli boykot ürünü kullanan “Müslümanları” çok gördü. O zamanlarda Gazze duyarlılığı hiç akıllarına gelmedi de şimdi bu duyar kasmaları neyin nesi?
Bunlar mı, o beklenen üsluba sahip Müslümanlar? Müslüman duyarlılığını millet bunlardan mı öğrenecek? Nitekim bugüne kadar bu ülkede Müslümanlığa en çok zararı verenler bunlar olmadı mı? Onların çelişkili hayatları, tutarsızlıkları, lüks tutkuları ve israfları, samimiyetsiz ve basiretsiz hareketleri, din algısına çok zarar verdi. Bunlar yüzünden, toplumun dindarlara bakışı zedelendi, milletin çocuklarının birçoğu artık din derslerini seçmez oldu; seçme oranları düştü. Ahlaksız dindarlığı misyon edinenlerin kalkıp da Müslüman duyarlılığından söz etmeleri ne garip!
İnsanlığın, ilk peygamberlerden beri bildiği hikmetli bir söz vardır: "Utanmıyorsan dilediğini yap!"
Ne yazık ki, kimilerinde hiç utanma yok. Esasında şimdi, geçmişte yaptıklarından ve dine verdikleri zararlardan dolayı utanıp başlarını öne eğmeleri, tüm Müslümanlardan özür dilemeleri ve kalan ömürlerini tövbeyle geçirmeleri beklenir. Böyle bir sicilden sonra, başkalarına akıl vermeye kalkmaları düşündürücüdür.
Son olarak, hutbe eleştirisi yapanlara şunu sormak isterim: Siz, o ikiyüzlü Müslümanların üslubunu mu arzuluyorsunuz? Kendi günahlarınız yerine başkalarının günahlarıyla mı oyalanmak istiyorsunuz? Derdiniz tarafgirlik mi yoksa gerçekten İslam mı? Sosyal medyada tarafgirlik yapan, kendi adamlarını parlatmaya çalışan ve ikiyüzlü Müslümanlığı övenlerin ardına takıldığınızın farkında mısınız? İyi şeylere köstek olmayın. Aksi halde, mesela bu sene, maazallah, çıkacak orman yangınlarının destekçisi ve müsebbiplerinden biri de siz olursunuz.















