RAMAZAN BAYRAMI KURBANI diye yeni bir kurban mı icat oldu?

RAMAZAN BAYRAMI KURBANI diye yeni bir kurban mı icat oldu?

Bugünlerde sosyal medyada acayip bir reklam dönüyor. Ramazan bayramında “kurban” keseceğiz; yarısı senin yarısı ihtiyaç sahiplerine... İstersen hepsini de muhtaçlara gönderebilirsin, mesajını içeren bir reklam. Hem de, dinî kisveli bir vakıf faaliyeti çerçevesinde bu yapılıyor.

Böyle bir kurbanı (!) ilk defa duyduk. Aslında söylemek istedikleri şey, bayramda et yemek, yedirmek. Zaten Ortadoğu kültüründe ikram ve ziyafet denince ilk başta etli yemekler akla geliyor. Bu kişiler Ramazan Bayramında halkın sofrası etle şenlensin diye bir hayvan kesme organizasyonu yapmaya karar vermişler. İsteyen, bu organizasyon sayesinde muhtaçlara da et gönderebilecek.

Peki, buna neden “kurban” ismi veriyorlar?

Biraz araştırınca görüyoruz ki, doksanlı yıllarda bir hoca bu konuda bir vaaz vermiş ve o vaazda sözde bir hadise dayanarak, ramazan bayramında “kurban” kesip aile fertlerine yedirmenin faziletinden bahsetmiş.

Öncelikle hadis olduğu söylenen o metin, asla sahih hadis kitaplarında yer almıyor. Sadece Suyutî’nin Cemʿu’l-cevâmiʿ adlı kitabında ve onun üzerine kaleme alınan bir kitapta mevcut. Cemʿu’l-cevâmiʿdeki rivayetlerin birçoğunun ise zayıf, hatta uydurma olduğunu ilim ehli öteden beri bilir. Zaten Suyutî de söz konusu o rivayetin sahih olduğuna dair bir şey söylememiş. Mezhepler de, o rivayeti delil kabul etmemişler ve herhangi bir dinî hükme dayanak yapmamışlar. Ramazan bayramının ibadetleri arasında kurban diye bir ibadet bulunduğunu söylememişler. Çünkü bu durumdaki sözler/rivayetler dinde delil olamaz ve bunlara dayanarak İslam’da bir ibadet ispat edilemez. Ümmetin bugüne kadarki uygulamasında da Ramazan Bayramına mahsus bir kurban ibadeti yok.

İkinci olarak ve daha da önemlisi, hadis olduğu söylenen o metinde bile “kurban” kelimesi geçmiyor. Zebiha ifadesi var, yani “kesmek”le ilgili. (وذبيحتُك شاتَك يومَ فطرِك لأهلِك) Koyun kesip aileye yedirmekten bahsediliyor. Her hayvan kesimi, kurban değildir. Bu rivayetin hadis olup olmaması bir yana, bir de bu zebiha ifadesinden yola çıkarak oradan bir “kurban”, yani bir ibadet icat etmek, ne ilmî ahlaka sığıyor ne de ticaret ahlakına. (Ticaret konusu aşağıda gelecek)

Böylece halkın zihnindeki “kurban” anlayışı tahrif ediliyor, kafa karışıklığına yol açılıyor. Kurban kavramını Ramazan bayramıyla ilişkilendirmek asla kabul edilebilir değildir. El-İnsaf! Neden dürüst davranıp da doğru kavram kullanmıyorlar? Velev ki muhtaçlara gidiyor olsun, buna Ramazan bayramında et bağışı, et satımı ya da et ticareti demeleri gerekmez mi? Kurban bayramı başka Ramazan bayramı başka. Yoksa doğru kavram kullanılırsa bağış oranı düşer, endişesi mi var? Asıl endişe edilmesi gereken, dinî kavramlarla oynayıp ahiretini mahvetme riskidir, halkta yanlış algılara sebep olmanın vebalidir. Bunları göze alarak meydana getirilen kavram kargaşası, ahlaken sorunlu bir pazarlama taktiği gibi duruyor.

Gelelim kurban ticareti meselesine;

Zamanımızda gerek Kurban bayramında gerekse diğer aylarda, kesim/kurban organizasyonu düzenleyen neredeyse tüm vakıf ve dernekler, muhtaçlara yardım haricinde, bu organizasyonlardan kâr elde etme ve bu kârı kasalarına koyarak başka işlerde kullanma derdindeler. Fakat bu şekilde ticaret yaptıklarını açıklamazlar, halktan gizlerler. Mesela “Afrika’da kurban” diye bir kampanya yapılınca, millet sanır ki, toplanan tüm para ile orada kurban kesiliyor ve artan olursa o paralar da yine Afrika’daki muhtaçlar için harcanıyor. Hayır, hiç de öyle değildir. Kampanyayı yapanlar, kurban için vekâlet alsalar bile, artan paraların ne olacağı konusunda bağışçılardan bir vekâlet veya izin almazlar, bu noktayı kapalı bırakırlar ve elde ettikleri kazançlarla, başka işler yaparlar. Kimisi bu paralarla Beykoz'daki kendi binalarında inşaat ve tadilat yapmaya kalkar. Hatta bu yüzden Bakanlık tarafından hesaplarına bloke konulan dernekler/vakıflar vardır. Açık söylemek gerekirse, ben bu devirde, kendi kuruluşuna hiçbir şey ayırmadan, tüm kurban parasını dünyanın değişik yerlerindeki muhtaçlara götürecek, bu yolda kıtalar aşmayı göze alacak bir Müslümanın var olduğuna inanmıyorum, öylesini hiç görmedim. Duyduklarımız ve bildiklerimiz de bu yönde.

Meselenin bu yönü, vakıf ve dernek görünümlü ticaretin gizlenen tarafıdır. Bir tür aldatmadır. Açık açık biz ticaret yapıyoruz ve kurbandan kazanç sağlıyoruz diyene söz olmaz. Mesela bu işi meslek edinen kasapların ve et sektöründeki firmaların kurbandan kazanç elde etmesinde bir sorun yok. Sorun, hayır kuruluşu kisvesiyle ve bağışçılara haber vermeden bu ticareti yapmakta. İşte bu noktada, vakıf ve derneklerin, kurban organizasyonunda ne kadar para toplayıp bunun ne kadarını kurban kesimine, ne kadarını kurban masraflarına harcadıklarını ve artan paralarla ne yaptıklarını gösteren detaylı ve şeffaf raporlara/ tablolara yer verdikleri görülmez. Şimdiye kadar bunu yapan, yani kendi kurumuna kalan tutarı beyan eden sadece bir kuruluşa şahit olduk ve daha önceki yıllarda bunu bir yazıda dile getirmiştim.

Hayırlı Ramazanlar

03.03.2026 Salı

1447 Ramazan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder